Çocuklarınıza prens, prenses, paşam, aşkım demeyin!

0
1235

Çocuklarınıza prens, prenses, paşam, aşkım demeyin!

Sizi bilmem ama ben çok sıkıldım bu kızlara prenses, oğlanlara da çapkın muamelesi yapan kalıplaşmış toplumsal davranışlardan. Her kız prenses olmak zorunda mı? Her oğlan çocuğu ‘erkek adam’ gibi davranmak zorunda mı? Bu durum en çok ülkemizde mevcut. Yurtdışına bir çok defa çıkmama rağmen hiç bir zaman prensesim ya da prensim diye saçmasapan sevme şekillerine rastlamadım.

Peki bu durum bizim toplumumuzda neden bu kadar genelleştirilmiş? Neden anne ve babalar, akrabalar, hatta sokakta ki insanlar bile, kızları prenses, erkekleri de prens olarak çağırmaktan bu kadar memnun?

Bir de paşam, sultanım, kurban olduğum var 🙂 O sözcüklere, unvanlara yada lakaplara hiç girmiyorum bile…

Yahu siz bu bebeği isimsiz mi yaptınız? Neden illa bir yüceltme eki takıyorsunuz çocuklarınıza, neden daha küçücük yaşlarında ego yüklemesini yapıyorsunuz el kadar bebeklere? Benim bir kızım var şimdi bir de oğlum olacak. Onlara isimlerinden başka ya canım diye hitap ederim yada küçük kızım ya da minik erkeğim diye hitap ederim. Ne paşa ne prenses ne başka bir şey. Böyle bir şey olabilir mi yahu? Bunları dile getirdiğimde de

” Uuuu ne paranoyak bir anne, ne korumacı bir anne sıfatı yükleniyor hemen üzerime!”

Saçmalık değil mi? Oysa ki bunun ne korumacılıkla ne de paranoyaklıkla alakası var. Ben çocuklarımı hiç bir sıfat yüklemesi yapmadan yani toplum içerisinde sadece ve sadece isimleri ile hitap edilmesini istiyorum.

He başka anneler çocuklarına prens demiş prenses demiş umrumda mı değil. Bir de şöyle bir durum var. Neymiş başka aileler çocuklarına bu şekilde hitap ettikleri için benim çocuğum eksik kalmış gibi hissedebilirmiş 🙂 Olur mu öyle bir şey? Olabilir mi? İnanmayın böyle şeylere. Ne siz sultansınız ne de onlar prens yada prenses. Bırakın şöyle kelimeler kullanmayı.

Öfkenin uzantısı olan şiddetin, erkeklerin kaderi olmadığını, toplumun sonradan yerleştirdiği bir davranış türü olduğunu düşünüyorum. Ve bunu da ilk olarak ne yazık ki özellikle anneler yapıyor.  Oğlan çocuklarının istenirse şiddete karşı duran erkekler olarak yetiştirilebileceğini, bunun yolunun da, aynı kızlar gibi, oğlanların duygularının farkında olarak ve onlara izin vererek büyütülmelerinden geçerek olabileceğini düşünüyorum.

‘Kızlarla oğlanlar, kadınlarla erkekler arasındaki benzerlikler, farklılıklardan daha çoktur. Sadece farklılıklar daha çok bilimsel araştırma konusu olduğundan haber değeri daha çoktur’

Etrafınıza şimdi bir bakın, pembe-mavi ayrımının geldiği noktaya… İlay kolay kolay pembe giymez. Kendi kıyafetlerini genellikle İlay kendisi seçerek ama çoğunlukla ilk aldığı renk mor, moru bulamazsa, yeşil, turuncu veyahut kırmızı yada siyah renkli olan nesneleri tercih eder. Mesela bir gün ayakkabı alacağız. Ayakkabının bir tek pembe ve kırmızı rengi var. Pembe istemem kırmızı isterim diye tutturdu. Ve mağaza mağaza ayakkabının kırmızısından aradık. Tabi bulamadık. Bulamayınca da 25 numara olan ayaklarına bir numara büyük aldık ve kırmızı ayakkabılar İlay’ın oldu. Çevremizde bizi gören insanlar genellikle İlay’ı erkek zannederler. Neden çünkü saçları kısa ve üzerinde bir tane pembeye dair bir renk yok diye. Çok kişi söyledi bize. Eee neden pembe giydirmediniz çocuk cinsiyet ayrımını yapamayacak diye. Çok çok komik 🙂

Çevremdeki kız çocuklarına bakıyorum resmen prensesler gibi giydiriliyor hatta taçlar falan takılıyor, erkeklere gelince de böyle bir damat havası takındırılıyor. Resmen çapkın erkek modelinde etrafa sarılıyor.

Bir oyuncakçıya gittiğiniz zaman ‘Kız oyuncakları, erkek oyuncakları’ diye ayrılıyor reyonlar. Sadece oyuncaklar mı, kitaplar bile artık kız-erkek olarak iki farklı boyuta ayrılmış. Oyun hamurları bile prens ve prenseslere göre dizayn edilmiş! Kızlar İçin Yaratıcı Boyama, Erkekler İçin Yaratıcı Boyama diye kitaplar var örneğin… Kızların boyadığı şekilleri, oğlanlar boyayamaz mı? Ya oğlanların boyadığı laboratovar tüplerini, yarış arabalarını kızlar boyasa n’olur?

Bütün bunlar, kızlarda cinselliği, oğlanlarda şiddeti vurgulayan oyuncaklar bu ‘prenses kızlar, prens oğlanlar’ bakış açısının üstüne inşa ediliyor.

Batıda oğlan çocukları “duygularını göstermeyen, güçlü erkekler” olarak yetiştirilirken doğu taraflarında ise “amcalara pipini göster” boyutu katılıyor. Küçücük çocuklara “çapkın” yakıştırması yapılıyor, çapkınlık yapması matah hatta gerekli bir şeymiş gibi anlatılıyor (Konuşmayı yeni öğrenen oğluna “kızlara nasıl laf atacaksın?” diyen annenin videosunu hatırlayın), “büyüyünce çok canlar yakacak” bu deniyor.

Yalan da değil. Öyle yetiştirilen çocuklar ileride gerçekten de can yakıyor. Ve hatta can alıyor.

Lütfen vazgeçin artık tüm bu saçmalıklardan. Çocuklarınıza “prensim, prensesim, paşam, aşkım”… Demeyin diyor uzmanlar. Evde prenses yapıyorsunuz çocukları, sonra dışarı bir çıkıyorlar zibil gibi her yan prens, her yan prenses, afallıyor yavrularınıza. Etmeyin çocuklara bu zulümü, sonra narsist bir psikolojiyle büyüyor diyor psikologlar.

Renklere cinsellik yüklemekten, kitaplara cinsellik yüklemekten, erkeklere penisi ile her şeyi yapabilecek olmasını sağlamaktan vazgeçin. Bu devran böyle sürerse, dünyanın düzeni asla oturmayacaktır…

 

Share Button

CEVAP VER